Seksenlerde Atari salonlarında çocuk olmak

ucretsiz wordpress tema
Her on yılın kendine göre başlıca trendleri vardır. Örneğin günümüzü ele alacak olursak mobil ve sanal gerçeklik oyunlarının yükselişini görüyoruz. Peki 80’lerin oyun sektöründe trend neydi? Bu içerikte 80’lerde oyun oynamış olanların bir bakışta hatırlayacağı 10 şeyi ele alacağız.
Oyun sektörü, son yıllarda ucu bucağı olmayan bir hâl almaya başladı ve sektöre her geçen gün bir yeni oyun daha ekleniyor. Bu oyunlardan şanslı olanları tutunabiliyor ve yıllarca oynanıyor ancak şanssız olan oyunlarsa daha adını bile duyuramadan unutulup gidiyor. İşte tam da bu noktada gerçekten efsane olanlar hafızalarda kalmayı başarıyor.

Bildiğiniz üzere 80’lerde oyun sektörü kavramı günümüzdeki kadar rağbet görmese dahi yine de o yılların kendine göre oyunları vardı. Bu içeriğimizdeyse hafızalarda yer edinmiş, 80’ler döneminin efsane oyunlarına ve oyun sektöründe iz bırakmış şeylere değineceğiz. Dilerseniz lafı fazla uzatmadan listemize geçiş yapalım.

1. Side-scrolling video oyunları:

Günümüzdeki oyunlara bakacak olursak neredeyse her biri birbirinden farklı gerçekçiliğe, sinema tadında sahnelere ve daha nice bileşene sahip. 80’lerde ise grafikler bu kadar gelişmiş değildi lakin oyunların kendine has çok özel bir görünüm ve tasarımı vardı. Tasarımlar, 2 boyutludan hallice olsa dahi tasarımcılar, yaratıcılıklarını ifade etmenin bambaşka yollarını buluyorlardı.

Contra’dan Metroid’e ve Ninja Gaiden’den Süper Mario Bros’a kadar tüm bu oyunlar, side-scrolling video oyunları yani oyun karakterlerinin ekranın solundan sağına doğru gittiği, yan kamera bakış açısına sahip oyunlar olarak efsaneleştiler.

2. Jetonla çalışan makineler:

Gelişen teknolojinin de etkisiyle insanlar, avuç içlerine sığabilen PS Vita ya da Nintendo Switch oyun konsollarıyla gittikleri her yerde oyun oynayabiliyorlar fakat bilgisayar, konsol gibi şeylerin hepsinden önce yalnızca oyun oynamak için özel oyun salonları bulunuyordu.

Space Invaders’tan Pac-Man’a bunlar, oyun sektörünün öncüleriydi ve oyun oynamak için dev makinelere jeton atmak bir statükoydu. Konsol oyunlarının ortaya çıkmasından ve popülerlik kazanmasından sonra bile oyun salonları uzun yıllar boyunca varlığını korudu ancak hiçbir zaman o dönemki heyecanını veremedi.

3. Zamanının PlayStation’ı: Atari

Günümüzde Nintendo, Sony ve Microsoft gibi dev firmalar, ürettikleri konsollarla oyun sektörüne hükmediyorlar ancak bundan birkaç yıl öncesine kadar sektörün tek bir devi vardı: SEGA. Tabii o zamanlar sektör, çok daha az rekabetçiydi ama Atari oyun pazarında zorlu bir rakipti.

O zamanlar dijital oyunlar yoktu ve hâl böyle olunca da bir konsolun bir çanta dolusu kadar kaseti oluyordu. Bir dönemin oyuncuları; rekabeti ve motivasyonu Atari ile öğrendi, tüm parasını Atari kasetlerine yatırdı.

4. El konsolları:

Günümüzde portatif oyun konsolu kavramını bilmeyen yoktur. Bu konsollar sayesinde nereye giderseniz gidin, gittiğiniz yerde oyun oynayabiliyorsunuz. O yıllarda gelişen sektöre bir farklılık getirmek isteyen Nintendo, günümüz el konsollarının atası olan Game Boy’u 1989 yılında tanıtmıştı.

Oldukça basit bir donanıma sahip olan ilk Game Boy, yıllar boyunca evrim geçirdi fakat ana fikrini daima korudu. Günümüzdeki Nintendo Switch gibi pek çok konsol da esas olarak Game Boy fikrine dayanıyor.

5. Alan tasarrufu için üretilen kodlar:

80’li yıllarda oyunları kaydetmek de şimdi olduğu kadar kolay değildi. Oyunların kaydedilmesi ek kartlar gerektiriyordu ve ciddi bir ilerleme kaydettiğiniz oyunu kaydetmek kelimenin tam anlamıyla bir kaostu. Bu yıllarda oyunların çoğu ROM kartuşlarında çalışıyordu ve bu ek belleği almak ise ya imkânsız ya da çok pahalıydı.

Hâl böyle olunca oyun geliştiricileri, oyuncuların kaldıkları yere kolayca geri dönmelerini sağlamak için akıllıca bir yol geliştirdi. Bu yöntem ile oyuncular, kaldıkları her seviyenin sonunda bir kod girerek bu noktayı yeniden yükleyebiliyordu. Bu noktada oyunun kendisi, oyuncuların ilerlemesine dair bilgi sahibi olmasa da oyuncular, oyundaki yalnızca belirli bir noktaya ışınlanmak için kullanılan kodlar sayesinde ilerlemelerini koruyabiliyordu.

6. Özel kartuşlar:

Günümüzde neredeyse tüm geliştiriciler, oyunlarını Special Editions, Collector’s Editions, Deluxe Editions gibi pek çok ek paketle birlikte satıyor ve bunlar artık özel hissettirmiyor ancak 80’lerde Nintendo tarafından piyasaya sürülen özel kartuşlar, oyuncuların kendilerini gerçekten özel hissetmesini sağlamıştı.

Nintendo’nun bazı yayınlarını özel tasarımlarla piyasaya sürdüğü bu kartuşlar, adeta birer statü belirticiydi. Mesela Zelda oyunları her zaman altın kartuşlarla gelirdi. Esasında bu, Nintendo’nun yakın zamana kadar sürdürdüğü bir gelenek hâline geldi. Hatta 2011 yılında bile Zelda Efsanesi: Skyward Sword oyunu altın disklerle çıktı.

7. Nintendo Hotline:

İnternet çağında yaşıyoruz ve bir oyunun herhangi bir bölümünde takılıp kalırsanız 5 dakikalık bir araştırma ile bu sorunun üstesinden gelebilirsiniz. Bunu yapmak içinse YouTube’da bir video izleyebilir, forumlarda arama yapabilir ya da bir rehber okuyabilirsiniz. 80’lerin çocukları ise ne yazık ki bu kadar şanslı değillerdi ve bir noktada takılırlarsa orada sıkışıp kalırlardı.

Elbette bu sorunun üstesinden gelmek için bir oyun dergisi okuyabilirlerdi ancak bunun sorunu çözeceğine dair bir garantileri yoktu. Bu durumun farkına varan Nintendo, sadece bu amaç için Nintendo Hotline adını verdiği bir yardım hattı kurdu. Böylelikle oyunun herhangi bir bölümünde takılırsanız bu numarayı arayabilir ve tecrübeli insanlardan size nasıl ilerleyeceğiniz konusunda ipuçları alabilirdiniz. Temelleri 80’li yılların sonunda atılan bu yardım hattı, oldukça uzun yıllar faaliyet verdi ve artık işe yaramadığı için 2010 yılında kapatıldı.

8. Oyunlar imkânsız derecede zordu:

Günümüz oyunlarının zor olduğunu düşünüyorsanız 80’ler oyunlarından haberiniz yok demektir. Günümüzde sizi gerçekten zorlayan oyunlar bulmak oldukça güç. Zaten bir yerde takıldığınızda da yukarıda belirttiğimiz gibi 5 dakikalık bir aramadan sonra bu zorluğun üstesinden gelebiliyorsunuz. 80’li yıllarda ise oyunlar zor değil, çok zordu hatta imkânsızdı.

Tabii ki oyunların bu kadar zor olmasının altında yatan en temel neden böyle tasarlanmalarıydı. Bir makineye jeton atıyor ve oyunda ilerliyordunuz, oyunu neredeyse bitirmek üzereyken bir yerde takılıyordunuz ve hakkınız bitiyordu. Hâl böyle olunca da cebinizdeki para bitene kadar jeton alıyor ve salon sahibini zengin ediyordunuz.

9. Rol yapma oyunları:

Günümüzde dahi RPG oyunlar, oyun sektörünün en temel dayanaklarından biridir. Şimdilerde popülerliğini içten içe yitirse dahi sektörün en önemli oyun tarzlarından olan RPG’nin temelleri 80’li yıllara dayanıyor.

İlk başta klasik kalem ve kâğıt rol yapma oyunlarından ilham alınarak tasarlanan RPG oyunları, 70’li yılların sonunda teknolojiyle harmanlandı ve video oyunlarına eşi benzeri görülmemiş bir yenilik kattı. Ardından 80’li yılların başında Ultima I: The First Age of Darkness ve Wizardry piyasaya sürüldü. Bu öncülerin ardından pek çok rol yapma oyunu piyasaya sunuldu ancak çoğu unutulup gitti.

10. Oyun oynamanın temelleri o yıllarda atıldı:

Zelda Efsanesi, Super Mario, Metroid, Castlevania, Metal Gear, Street Fighter, Final Fantasy, Dragon Quest, Sonic, Ninja Gaiden ya da Mega Man. Tüm bu oyunlar, oyun endüstrisindeki en efsanevi ve en sevilen oyunlardan bazıları ve hepsi, oyun sektörünü az ya da çok bir şekilde etkiledi.

Peki tüm bu oyunların ortak noktası ne? Tahmin edebileceğiniz üzere cevap, hepsinin 80’li yıllarda piyasaya çıkmış olması. Bu oyunlar, bugün bildiğimiz oyun oynama kavramının temellerini attı, henüz başlangıç aşamasında olan oyun sektörünü ayakta tuttu ve yepyeni trendler başlattı.